.
8 Şubat 2015 Pazar
16 Kasım 2014 Pazar
Matrakçı 450 Yılın Ardından Anıldı
Enes
06:06
No comments
![]() |
| Matrakçı'nın İstanbul Minyatürü |
![]() |
| Nurhan Atasoy Minyatür Anlatıyor |
Matrakçı Nasuh, 1520-1566 yıllarında hüküm sürmüş olan Kanuni
döneminde yaşamış ve matrak oyununu bulması dolayısıyla bu adla anılan kişi olarak karşımıza
çıkmaktadır. Çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Matrakçı'dan bize kalan en
önemli şeyler arasında onun minyatürleri yer alır. Seferlere katılarak gördüğü bu yerlerde bitki
örtüsünü, ağaç çeşitlerini, hayvan tür ve çeşitlerini (örneğin bir minyatüründe
yer alan kuş çeşidinin tespit edilir nitelikte olması), önemli gördüğü imari yapıları, kaleleri, şehirlerin kuşbakışı olarak sanki
bir uydu yardımıyla çekilmiş gibi görünüşlerini, vs.
kendine has bir üslupla çizmiş ve bu minyatürler günümüze ulaşmıştır.
Ancak genellikle cadde ve sokaklara yer vermemiş ve gerçekte
boş olan bir yeri, bir meydanı çizimleriyle doldurmuştur. Keza kağıda
sığmadı diye İstanbul çiziminde bir yeri almış ve kağıdın üst köşesine
nakşetmiştir. Her eser gibi bunların da incelenirken dikkatli olunması, bir
haritadan ziyade sanat eseri olarak yapıldığı unutulmamalıdır. Matrakçı Nasuh'u görebileceğimiz,
çizilmiş bir minyatürün günümüze
ulaşmamış olması onun kişiliği üzerine
somut olarak bir şey bilmememiz anlamına gelebilir. Uzun yıllar sonra
Evliya Çelebi'nin kaleme aldığı Seyahatname adlı eseri incelendiğinde orada
yazanlarla Matrakçı'nın çizimleri birbiriyle örtüşmektedir. Kıyas yoluyla yapılan bu tür incelemeler bir
eserin değil iki eserin birden güvenilirliğini artırabilir. Kısacası Matrakçı Nasuh, zaman zaman anılması gereken tarihe katkı
sağlamış kişilerden biridir. İlgiyle ve
keyifle onu okuyabileceğimiz eserlerin yazılması şimdilik sadece bir temenniden
ibarettir.
![]() |
| Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu - Panel |
Yazı ve Fotoğraf : Enes Ulukaya
7 Temmuz 2014 Pazartesi
.
Enes
17:46
No comments
12 Şubat 2014 Çarşamba
Kanuni Sultan Süleyman
Enes
16:05
No comments
............................................................coming soon.........................
6 Ağustos 2013 Salı
68. Yılında Hiroşima ve Nagazaki Faciası
Enes
16:34
No comments
| Hirohito ve Prenses Nagako |
Japon İmparatorluğu'nda o zamana değin devam eden bir anlayış vardır. Kral sarayındadır ve hiç çıkmadan yetişir , halk ile arasında ulaşılmaz ölçütler olduğundan olacak ; halk , yöneticisine üstün özellikler yüklemiştir ve büyük bir saygıyla yaklaşır. Osmanlı bir mutlakiyet olarak bir istisna olarak bu konuda kendini ortaya koyar. Bizde üstün görünüş ecnebi erkanına ve devletlere karşı olmuş , Padişahın kendi reayasına insancıl bir yaklaşım hiç bir zaman değişmemiştir.
Hirohito, Kuzeni Prenses Nagako Kuni ile evlenmişti. 25 Aralık 1926'da babasının ölümü üstüne tahta çıktı. Saltanatı 63 yıl sürdü bu zaman boyunca ikinci dünya savaşının en önemli tanıklarından oldu. Atom bombası atıldığında , tüm halkı onun emri ile her şeyi yapmaya hazır ve bir barış olacaksa da onun söyleyeceklerini bekliyordu. Ama o içten konuşma öncesinde yaşananlar çok acıydı . Yer Hiroşima ve zaman 68 yıl önce bugün yani 6 Ağustos 1945.
![]() |
| Hiroşima Uçuşu Öncesi |
Tibets uçuşa hazırdır ve önemli bir sorumluluk ve gururla yola çıktığına inanır. O zamana kadar dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak nitelendirilen Hiroşima semalarında Little Boy'u bırakır . Altmış bin kadar insanı bir anda yok etmeye yeter bu bomba. Sonrasında Nagazaki'ye atılacak olan Fat Man ise doksan bin insanı o an yok edecektir . Ölüm yıllarca devam edecektir fakat sürmekte olan bir savaş vardır.
Hirohito direnmenin boşuna olduğunu anlar kayıtsız ve şartsız teslim olduğunu bildirir. Öncesinde halkına bir konuşma yapan İmparator herkesi göz yaşına boğmuş ve bütünüyle yaralanmış olan insanlığın nefes alması için en doğru kararı vermiştir. Japonya sonrasında yaptıkları ile ne kadar hızlı geliştiğini ve İmparatoruna sahip çıktığını güvenleri ile yıllar boyu gösterecektir. Paul Tibets ise görevini başarıyla tamamlamıştır.
![]() |
| Fat Man |
![]() |
| Little Boy |
Yazı: Enes Ulukaya
21 Temmuz 2013 Pazar
Avrupa Sanatında Osmanlı ve Türk Saray Erkanı Kostümleri
Enes
16:45
No comments
17. yüzyıl , Fatih ile başlayan Bayezit , Yavuz , Kanuni ile devam eden yükselme ve büyümenin ; yerini eldekileri muhafazaya ve daha sonraları da müdaafaya bıraktığı bir dönemdir. Osmanlı'da bugün için üzerinde çık fazla durmamız gereken olaylar savaşlar ve fetihler dönemin osmanlı reayası ve uleması için olayı bizzat yaşadıklarından olacak İstanbul'un Fethi'ni bile yabancı kaynaklardan daha ayrıntılı öğrenmekteyiz. Buna benzer bir olaya yazılı kaynaklar kadar resmedilen eserlerde de rastlamaktayız. Resim hususunda dikket edilmesi gereken çok mühim bir nokta vardır . Minyatürler gerçeği büyük ölçüde yansıtmaktadır ve ciddi kaynaklardır . Rönesans Avrupa'da meydana gelen resim alanında değişme bir çok önemli ressamın Osmanlı sosyal hayatını '' Fon olarak '' resimlerinde kullanmaya itmiştir.
Oryantalizm, çok iyi bilinmediği vakit bir kişi bir seyyah-ressamın tablosuna baktığında bir hamamda nü şekildeki insanları yada bir saray ortasındaki havuzda (hiç bir zaman padişahın yüzmek içi kullanmadığı ) resmedilmiş kadınlar gördüğünde bunu bir fotoğrafmış gibi değerlendirir ve gerçeğin böyle olduğunu sanır. Oryantalizmin inceliklerini Fransız ve İtalyan ressamları zamanın önemli merkezlerinden olan İstanbul'u da ziyaret etmişler ve gördükleri yerleri günümüzdeki gibi önlerine boyalarını ve çizecekleri manzarayı alarak resimlerini yapamazlar. Bunu onlar da bilir ki böyle bir hata yapmanın halk ve idare tarafından iyi karşılanmayacağını ve hatta ajan oldukları suçlamasına maruz kalacaklarını bilirler. Bir çok kimse iyi niyetle yabancı memleketleri resmetmez düşüncesi tüm dünyada hakimdir. Bu sebepten bir hamamı esas alacak olursak, ressamımız mekanın en fazla eskizini çizer ve bir hat yazısı varsa (Oryantalizmde hat ve desenler önemli yer tutar) onun çizimini yapar yahut gördüklerini sadece aklında kalanları ile ülkesine döndüğünde resmetmeye baslar. Eskizlere ise ülkesinde keyfince eklemeler yapar ve dikkat çekici olması için renkli duruş ve durumlar ekler.
Bizim bakmamız gereken sanatsal yanıdır ; bunu bir belge olarak kullanmak ve yanlış ve yetkin olmayan düşüncelere alet ederek kullanmak yanlıştır. Minyatür meselesine dönecek olursak, Polonya'da bulunan ve saray erkanının bir çok kısmını çok belirgin olmamakla birlikte vazife isimleri ile birlikte tam boy çizimine rastladım. Sizlerle bir kaçını paylaşmak istedim :
Kitabın ilk sayfasında Sultan İbrahim (1615-1648). 25 yaşında tahta çıkan Sultan İbrahim 8 yıl kadar devleti yönetmiş Osmanlı padişahıdır.
Oryantalizm, çok iyi bilinmediği vakit bir kişi bir seyyah-ressamın tablosuna baktığında bir hamamda nü şekildeki insanları yada bir saray ortasındaki havuzda (hiç bir zaman padişahın yüzmek içi kullanmadığı ) resmedilmiş kadınlar gördüğünde bunu bir fotoğrafmış gibi değerlendirir ve gerçeğin böyle olduğunu sanır. Oryantalizmin inceliklerini Fransız ve İtalyan ressamları zamanın önemli merkezlerinden olan İstanbul'u da ziyaret etmişler ve gördükleri yerleri günümüzdeki gibi önlerine boyalarını ve çizecekleri manzarayı alarak resimlerini yapamazlar. Bunu onlar da bilir ki böyle bir hata yapmanın halk ve idare tarafından iyi karşılanmayacağını ve hatta ajan oldukları suçlamasına maruz kalacaklarını bilirler. Bir çok kimse iyi niyetle yabancı memleketleri resmetmez düşüncesi tüm dünyada hakimdir. Bu sebepten bir hamamı esas alacak olursak, ressamımız mekanın en fazla eskizini çizer ve bir hat yazısı varsa (Oryantalizmde hat ve desenler önemli yer tutar) onun çizimini yapar yahut gördüklerini sadece aklında kalanları ile ülkesine döndüğünde resmetmeye baslar. Eskizlere ise ülkesinde keyfince eklemeler yapar ve dikkat çekici olması için renkli duruş ve durumlar ekler.
Bizim bakmamız gereken sanatsal yanıdır ; bunu bir belge olarak kullanmak ve yanlış ve yetkin olmayan düşüncelere alet ederek kullanmak yanlıştır. Minyatür meselesine dönecek olursak, Polonya'da bulunan ve saray erkanının bir çok kısmını çok belirgin olmamakla birlikte vazife isimleri ile birlikte tam boy çizimine rastladım. Sizlerle bir kaçını paylaşmak istedim :
![]() |
| Sultan İbrahim (1615-1648) |
![]() |
| Kapı Ağası |
![]() |
| Bostancı Başı |
![]() |
| Doğancı Başı |
Bostancı Başı, Enderunda padişaha çok yakındır ve öncelikle padişahın güvenliği ve sarak içinde hukuki kararların sonuçları uygulamakla vazifelidir.
Kapı Ağası, Haremde öncelikli olarak padişahın güvenliği ve aldığı kararların iletilmesinden sorumludur ve padişahın çok yakınındadır.
Doğancı (Toğancı) Başı, padişahın avlarında bulunur. Vazifesi genelde babadan oğula geçerek devam eder.
Yazı: Enes Ulukaya
7 Nisan 2013 Pazar
500. Senesinde Piri Reis
Enes
05:40
No comments
Bundan tam 500 sene öncesi yani 7 Nisan 1513 Piri Reis'in meşhur Dünya haritasını çizdiği gün olarak kabul ediliyor. Hint Deniz Seferi ile Seydi Ali Reis daha fazla ön plana çıkmıştır ama bizde pek anılmaz.
Kaynaklarda Gelibolu' da çizilmiş olduğuna rastladım. Piri Reis mühim bir denizcidir,
![]() |
| Piri Reis Haritası: Güney Amerika , Afrika kıyıları |
Piri Reis'in Dünya haritası hakkında söylenecek çok şey vardır. Öncelikle bizim fotoğrafta gördüğümüz harita , çizilmiş olan haritanın 1/6 ' sıdır ve keçi derisi üzerine çizilmiştir. Haritanın diğer bölümleri günümüzde mevcut değildir ve akıbeti hakkında söylenmiş olan tüm iddialar efsaneden ibarettir. Günümüzde bu harita Topkapı Sarayı'nda sergilenmektedir. Bu harita ''doğal olarak'' bir çok haritadan faydalanarak çizilmiştir.
Kolomb'un Amerika' yı çizdiği bilinmekte fakat bu harita mevcut değildir ve Piri Reis in bu haritadan da faydalandığını düşündüğümüzden; Piri Reis Dünya haritası en eski ve kıymetli kaynaktır.
Bu haritanın o tarihlerde oluşturulmuş olması tesadüf değildir. Osmanlı'ya baktığımız zaman denizcilikte ne yazık ki istenilen düzeyde olamadığı görülmektedir. Lakin Sultan I.Selim dönemi için bu geçerli değildir. Seydi Ali Reis , Piri Reis askeri başarılarla ön plana pek çıkmasalarda Türk coğrafyası açısından bu dönem için önemlidir. Kanuni döneminde dikkat çeken Barbaros Hayrettin Paşa ve Turgut Reis'de yine Yavuz sayesinde Osmanlı'da önemli bir denizci olmuştur. Yavuz dönemi (1512-1520) denizciliğimizin güçlendiği fakat Kanuni sonrasında tekrar eski seviyesine düştüğü bir zamandır.
Piri Reis'in haritası çok fazla anıldığından bu haritanın gölgesinde kalan ve denizcilik adına yazılmış olan 16. yüzyılın en önemli eseri olan Piri Reis'in Kitab-ı Bahriye'si ne yazık ki pek bilinmez ve okunmaz.
Yazı: Enes Ulukaya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)









